Medine kokulu bir gül getirin bana ...

Medine kokulu bir gül getirin bana Mekke kokulu bir bahar. Ravzadan bir ılık meltem getirin bana Yeşil kubbeden kanatlanıp uçan bir bülbül getirin, Konsun gönlümün otağına. Aşk nağmeleriyle inletsin ruhumu.
Kızgın çöllerin yakan kumlarını koyun avuçlarıma yüzüme süreyim. Onun ayak izlerinin deydiği sokakları ben saçlarımla süpüreyim. Süpürüp her zerreyi başımın üstünde gezdireyim. Medine kokulu bir gül getirin bana, Mekke kokulu bir bahar.
Nur dağından bir inilti yayılsın çınlasın kulaklarımda. Bedirde bir dua okunsun bende diyeyim. Uhud da gözyaşı dökülsün her damlada ben dizüstü çökeyim. Alın ruhumu bedenimden götürün Beytullaha, ilk söz verişte ki gibi Secdeye varayım ve bırakın o secdeden sevgilinin ebedi yurduna uçayım. Medine kokulu bir gül getirin bana Mekke kokulu bir bahari müjdeleyin.
Ravzaya selamımı götürün, Minaya ahımı, Safa ile Merveye göz yaşlarımı, Arafata dualarımı götürün. Allah'ım (celle celalüh) nasibette uyanayım Medine kokulu bir gülün yaninda Mekke kokulu bir bahara. Çöllerin kavurucu sıcağında günahlarimi yakayim. Aşıp bütün mesafeleri o kutlu beldeye varayım. Nasibette varayım ve ya orada kalayım yada orada ebediyete uyanayım.
Hz.Bilal yeniden ezanlar okusun. Necası yeniden kucağını açsın, Taifte ki bütün taşlar güllere dönsün. Gönüllerde ki putlar bir bir kırılsın ufkumuz da yeniden dolunay doğsun. Gelsin SEVGILI düşlerime gelsin ben serabına dalayım, Onun huzurun da mumlar gibi eriyip sefkatine kanayım. Gayri hasretle yanan gönlümün Ondan baska tesellisi yok gelsin artık SEVGILI ve ben hep o rüyada kalayım. Hiç uyanmayayım.
|
Tarih: , 3/11/2009 Kategori: Belirtilmemiş |
Yorum (2) | Bağlantı |
|
Hasret ile vuslatın buluştuğu nokta...
Hasret ile vuslatın buluştuğu nokta... Hasreti bilir misin? Hani böyle parçası kalmayana kadar bir şeyi kıyarsın ya... İşte öyle bir şeyler kıyılır içinde. Aynı zamanda bir sızı yayılır, canına ciğerlerine. Bir bulut birikir, gizli bir diyarlarında
Büyür, büyür, her bir zerrene yakıcı bir duman gibi dolar. Daralırsın, boğulursun. O bulut gezinir gezinir de içinde, bir türlü yağmurlar çözülüp de katrelenemez, çözülüp de düşemez, şerha şerha yarılıp dağılmış kurak topraklarına. Karanlıktasındır, bir türlü güneş doğmaz mana iklimlerine. Neyin nerede olduğunu bilemeyecek kadar koyu bir karanlık! Görüyor olsan dahi, maddî gözlerinin ötesinde her şey karanlıktadır sana.
Bir yola çıkmışsındır. Şuurun erince bir bakarsın, yollar binleşir. Ne yapacağını şaşırır, biraz birine, biraz diğerine derken, bir sürü ıstıraplarla geri döner, esas başlangıç noktasını da kaybettiğin için şaşkın, sonu çıkmaz yollar arasında çaresiz öyle dolanırsın ya... Kuşlar havalanır içinden. Aklının, ruhunun, kalbinin, her türlü ince hissiyatlarının semasında durmadan uçar. Hiç bir dala konmadığı için, senin göğün ötesine bakmanı engellerler ya...
Yaşamak istiyorsun, hayatın sana sunduğu bütün güzellikleri tek tek tatmak istiyorsun, ama çok derin karanlık bir denize düşmüşsün. Üstelik yalnızsın, üstelik yüzme de bilmiyorsun, batıp batıp çıkıyorsun. Kaygı ve endişenden, hayatı kaybetme korkusundan, hayata dair ne varsa hiç birini algılayamayıp, sadece korkudan ibaret, bir endişe yumağına dönüşüveriyorsun ya... Hasret böyle karmakarışık bir his yumağıdır işte. Hasret, hasret duyulan şeye göre büyür.
Ve kavuşmak,
Ve buluşmak,
Ve vuslat,
Çözmeye başlar yumağı. Hakikatleri ortaya çıkarmaya başlar. Bazen hasret duyulan şeye kavuşulduğunda, bunca ezici, boğucu sıkıntıların, ona değmeyeceğini anladığında, öyle bir yıkım olur ki, öyle bir pişmanlık sarar ki seni, nereye gideceğini, neye inanacağını şaşırır öylece kalakalırsın.
Birçok şey, neden ve niçinini bilmeden peşinde gidildiği için, bir sürü vakit kaybı ile birlikte yarı yolda bırakıverir insanı.
Kime neye hasret duymalıyız? Hangi yolu takip edeceğimizi kime sormalıyız? İşte bir sürü şaşkınlık, kayıp, acı ve ıstıraptan sonra, Cenab-ı Hakkı, Yaratıcımızı bulduğumuzda, anlarız ki; yollar Ona sorulur. Istıraplar Onda diner, yanlışların doğru olanlarını O gösterir. Yorulmuş, hırpalanmış manevî varlığımız Ona kavuşunca tazelenir.
Onu bulmak; elemsiz, kedersiz, karmaşasız, fevkalade güzel, engin, huzurlu, nurlu bir dünyanın kapılarını açar bize.
Onu bulmak var ya;
Hem hasrettir, hasretlerin en derini, en güzeli.
Hem vuslattır, kavuşmaların en derini, en ferahlısı, en muhabbetlisi, en tatlısı.
İşte hasret ile vuslatın buluştuğu en önemli noktadır hidayet.
O noktayı bulan,
O noktada duran,
O noktada kalan,
O noktadan hayata bakan,
O noktayı hayatının rotası yapan Allah’ın izni ile şaşmaz.
Mümine Güneş
|
Tarih: , 25/10/2009 Kategori: Belirtilmemiş |
Yorum (3) | Bağlantı |
|
“Beklemek sabretmektir”

Şimdi sükut limanlarına demirledim gemilerimi. Sadece bekliyorum.
Güneşin doğuşunu nasıl beklerse yüce dağlar, yağmurun yağışını nasıl beklerse çiçekler, öylece hasret gemilerimi aşk denizine indireceğin anı bekliyorum.
“Beklemek sabretmektir”.
Dedi ustam, “kalbim üstüne ” dedim, büküldü boynum. |
Tarih: , 9/10/2009 Kategori: Belirtilmemiş |
Yorum (3) | Bağlantı |
|
N Â R-I AŞK..

Beyaz bir kağıda mahkum hançer-i kelâm..
Mürekkep zindan olmuş el –âlem elinde..
Olmasaydı AŞK gölüne minettar kalem…
Hüznüm boy sürermiydi böyle avare dilimde….
Bir aşk-ı bakidir..!!..MEVLA’DIR..!!! sonsuz bir deryadır..!! adı:nâr-ı aşk…!!
Bir Meryem dir .. suspus olmaktır.. teslimiyettir ..adı::nâr-ı aşk…!!
Bir yâre-i hicrandır .. hüzündür..,göz yaşıdır adı ::nâr-ı aşk…!!
Bir Züleyha dır.. Yusufi lisandır .. iffettir .. adı : :nâr-ı aşk…!!
Bir derd-i mübtelladır .. sabırdır… Ah dır .adı,: :nâr-ı aşk…!!
Bir ahuyu ceylandır.. yardır ..,canandır.. adı ::nâr-ı aşk…!!
Bir mecnundur….ayrılığı vuslattır .. adı ::nâr-ı aşk…!!
Bir muhabbettir! MUHAMMED MUSTAFA'DIR ! yanmaktır.!! adı::nâr-ı aşk…!! |
Tarih: , 6/10/2009 Kategori: Belirtilmemiş |
Yorum (1) | Bağlantı |
|
Nefesim, Gözyaşlarım, tek yoldaşım hüzün.

Beni terk edip gitme ne olur ey hüzün! Alıştım seninle yaşamaya, ağırlığını taşımaya, güldüğümde bile bir yanımın burulmasına alıştım. Sensiz ne yaparım? ... Sen olmadan yaşamayı bilmiyorum ki ben ...
Eskiden, çok eskiden sensizdim. O kadar ki eskiden yüzyıl geçmiş gibi sensizliğin üzerinden. Ya da yüzyıllardır birlikteymişiz gibi. Varlığın Kanıma işlemiş sanki aldığım Nefesin yarısı senin, gözlerimde ki bulutun adı sen.
Tam olarak ne zaman tanıştık bilmiyorum seninle. Hiç hissettirmeden yavaş yavaş geldin hayatıma galiba.
Hangi olaydan sonra fark ettim seninle birlikteliğimizi? Bir baktım ki hayatımın ortasına kadar ilerlemişsin. Bir baktım ki oradasın. O kadar Arsız, o kadar umarsız kendi tahtını kurmuş, oturmuşsun bile. Ilk önce korktum senden. Bilemedim seninle nasıl yaşanır. Yok saydım, görmezden geldim, varlığını inkar ettim. İstemedim seni hayatımda. Nereden bilebilirdim ki gelince bir daha gitmeyeceğini, benim sana böyle alışacağımı ... Ah, nereden bilebilirdim ki en sadık sevgili olduğunu?
Zamanla seni sevmeye başladım. Varlığını unutturduğunda bir telâştır alıyor beni. Sanıyorum ki gittin artık. Sanıyorum ki herkes gibi terk ettin beni. Diğerlerinin gitmelerine, terk etmelerine, vazgeçmelerine alıştım artık. Ama sen! Sensiz yolumu Bulamam Ben.
Nefesim, Gözyaşlarım, tek yoldaşım hüzün. Beni terk edip gitme ne olur! ... Beni terk edip gitme ne olur! ...Ey hüzün...
|
Tarih: , 6/10/2009 Kategori: Belirtilmemiş |
Yorum (1) | Bağlantı |
|
|